FİNANSAL PİYASALARA BAKIŞ 220

Morgan Stanley’den TCMB tahmini…
Morgan Stanley ekonomistleri, TCMB’nin 26 Ekim’deki toplantısında 500 baz puanlık bir artış yaparak faiz oranını yüzde 35’e çıkarmasını beklediklerini açıkladı. Morgan Stanley ekonomistleri Hande Küçük ve Alina Slyusarchuk yayımladıkları notta, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB), enflasyondaki yukarı yönlü riskler nedeniyle 26 Ekim’deki toplantısında 500 baz puanlık bir faiz artışı yapmasını beklediklerini belirtti. Enflasyonun muhtemelen Ekim ayında daha da yavaşlayacağı kaydedilen notta, “Ancak manşet enflasyonun yıl sonuna kadar yüzde 67,1’e yükseleceğini ve Mayıs 2024’te yüzde 73,4 ile zirveye ulaşacağını görüyoruz.” denildi. Öte yandan, yayımlanan notta bankanın hem tahminlerinin hem de anket bazlı enflasyon beklentilerinin, TCMB’nin enflasyonla mücadele hedefinin üzerinde yer aldığı belirtilerek, kredibilitenin desteklenmesi için faiz artırımlarının devam etmesi gerektiği vurgulandı. Cari işlemler dengesinin ise Eylül ve Ekim aylarında fazla vererek yıl genelinde açığın 44 milyar dolar ile sınırlı kalmasının beklendiği kaydedildi. Morgan Stanley ekonomistleri, TCMB’nin sıkılaşma adımlarına ilişkin söz konusu notta şu ifadeleri kullandı: “TCMB, enflasyon beklentilerini yönlendirmek ve dolarsızlaştırmayı desteklemek amacıyla faiz oranlarında ve makro ihtiyati araçlarda daha fazla sıkılaştırma adımları atması yönündeki sinyalini muhtemelen tekrarlayacak. Son veriler yurt içi talepte bazı ılımlılaşma işaretleri gösteriyor ancak Ağustos PPK’sından bu yana yapılan faiz artışlarının etkisi henüz görülmedi.”
Kaynak: bloomberht.com

Emtia piyasasında geçen hafta temkinli yükseliş görüldü…
Jeopolitik riskler bir taraftan emtia piyasasını yukarı yönlü etkilerken, diğer taraftan Fed’in sıkı para politikasına beklenenden daha uzun süre devam edebileceği endişesi yükselişleri sınırladı. Emtia piyasasında geçen hafta devam eden jeopolitik riskler ve para politikasına yönelik belirsizliklerle yükseliş eğilimi sınırlandı. Orta Doğu’daki çatışmaların daha da şiddetlenebileceği ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) sıkı para politikasını beklenenden daha uzun süre sürdürebileceğine yönelik endişeler emtia piyasasını etkileyen en önemli unsurlar oldu. Fed Başkanı Jerome Powell’ın açıklamaları varlık fiyatlarını etkilerken, Powell, ekonomik büyümenin ve iş gücü talebinin dayanıklılığını gösteren son verileri dikkatle izlediklerini ve büyümenin sürekli olarak trendin üzerinde olduğunu veya iş gücü piyasasındaki sıkılığın azalmadığına dair ek kanıtların para politikasının daha da sıkılaştırılmasını gerektirebileceğini ifade etti. Sıkılaştırmanın hızlı temposu göz önüne alındığında hala anlamlı bir sıkılaştırma olabileceğine işaret eden Powell, enflasyonu zaman içinde sürdürülebilir bir şekilde yüzde 2’ye indirecek kadar kısıtlayıcı bir politika duruşu elde etmeye ve enflasyonun bu hedefe doğru gittiğinden emin olana kadar politikayı kısıtlayıcı tutmaya kararlı olduklarını bildirdi. Tahvil faizlerindeki yükselişe de değinen Powell, “Yüksek tahvil faizlerinin, yüksek enflasyon beklentisi veya beklenen faiz artışı konusundan kaynaklanmadığı görüşündeyim.” dedi. Powell, tahvil faizlerindeki yükselişin finansal koşulları sıkılaştırdığını da hatırlattı. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed’in gelecek ay politika faizini değiştirmeyeceğine kesin gözüyle bakılırken aralık ve ocak toplantısında da politika faizinin sabit bırakılabileceği öngörüleri güçlendi. Öte yandan, tahvil piyasalarında satış baskısı geçen hafta öne çıkarken, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi geçen hafta yüzde 5 seviyesini aşarak son 16 yılın zirvesini test etti.

Analistler, Fed’in attığı adımlara karşın ekonomik aktivitede istenilen yavaşlamanın sağlanamadığını ve enflasyon tehdidinin hala endişe kaynağı olmaya devam ettiğini kaydederek bu durumun tahvil piyasalarında satış baskısını artırdığını dile getirdi. Çin hükümetinin ekonomiye rekor seviyede likidite sağlaması ve ülkede açıklanan makroekonomik verilerin iyi gelmesinin emtia piyasasına olumlu etkisi ise beklenen düzeye ulaşmadı. Çin ekonomisi, yılın üçüncü çeyreğinde 2022’nin aynı dönemine göre yüzde 4,9 büyüyerek yüzde 4,5’lik beklentileri geride bırakırken, ülkede sanayi üretimi de eylülde yıllık bazda yüzde 4,5 ve perakende satışlar yüzde 5,5 artarak öngörüleri aştı. Analistler, söz konusu verilere karşın Çin ekonomisine ilişkin endişelerin varlığını koruduğunu kaydetti. Geçen hafta 1.997 dolarla mayıs ayından bu yana en yüksek seviyeyi test eden altının ons fiyatı da haftayı yüzde 2,5 artışla 1.981 dolardan tamamladı. Gümüş yüzde 2,9, platin yüzde 1,6 artarken, paladyum yüzde 4,3 azalış kaydetti. Otomobillerde kullanılan katalitik konvartöre olan talebe yönelik endişelerin devam etmesiyle paladyum fiyatları düşüşünü 5. haftaya taşıdı. Orta Doğu’daki çatışmaların daha da şiddetlenebileceği endişesiyle Fed Başkanı Jerome Powell’ın yaptığı “şahin” tonlu sözle yönlendirmelerine rağmen güvenli liman olarak nitelendirilen altına talep güçlü kalmaya devam etti. Analistler, küresel piyasalarda artan jeopolitik risklerin yatırımcıları temkinli davranmaya yönlendirdiğini belirterek, artan risk algısının güvenli liman varlıklara olan talebi desteklediğini ifade etti. Öte yandan, Çin’de beklentilerden iyi gelen makroekonomik veriler de gümüşü olumlu etkileyen unsurlardan bir tanesi oldu. İsrail-Filistin çatışmasının petrol arzını etkileyebileceğine yönelik korkuların artmasıyla Brent petrolün varil fiyatı, haftayı yüzde 1,4 artışla 91,3 dolardan tamamladı. ABD yönetimi, Venezuela’da hükümetin muhalefet ile seçimlerin 2024’te yapılması konusunda anlaşmaya varmasının ardından ülkenin petrol, doğal gaz ve altın sektörlerine yönelik uyguladığı bazı yaptırımları askıya aldı. Amerikan Petrol Enstitüsü, ülkenin ham petrol stoklarında bir önceki hafta 4 milyon 383 bin varil düşüş tahmin edildiğini açıkladı. Piyasa beklentisi, stokların 1 milyon 267 bin varil azalacağı yönündeydi. İran’ın Müslüman ülkelere İsrail’le petrol ambargosu uygulanmasına yönelik çağrı yapması da Brent petrol fiyatlarını yukarı yönlü hareket etmesinde etkili oldu. New York Ticaret Borsası’nda işlem gören doğal gazın fiyatı ise yüzde 10,4 azaldı.
Kaynak: aa.com.tr

Tahvil piyasalarında satış baskısı durulmuyor…
Yaklaşık 2 yıl önce başlayan parasal sıkılaşma adımları sonucu dünya genelinde politika faizleri son yılların en yükseğine çıkarken, devam eden enflasyon endişeleri de tahvil piyasalarında satış baskısının sürmesine neden oluyor. Orta Doğu’da devam eden çatışmalar ve tansiyonun daha geniş çevrelere yayılma ihtimaline karşın tahvil faizleri yükseliş eğilimini sürdürüyor. Analistler, tahvil faizleri ile tahvil fiyatlarının ters yönde hareket ettiğini hatırlatarak, yükselen tahvil faizinin aslında “tahvilin fiyatının düşmesi ve tahvil satışlarının arttığı” anlamına geldiğini bildirdi. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) politika faizini beklenenden daha uzun süre bu seviyelerde tutabileceği endişesi söz konusu baskıyı desteklerken, ülkede ekonomik aktivitenin istenilen düzeyde yavaşlamadığını gösteren makroekonomik veriler de bu seyirde önemli rol oynuyor. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, geçen hafta yaklaşık 30 baz puan yükselişle 17 Temmuz 2007’den bu yana en yüksek haftalık kapanışını gerçekleştirirken, yeni haftanın ilk işlem gününde de yaklaşık 6 puan artarak yüzde 4,99’a çıktı. Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,94 ile son 12 yılın, İngiltere’nin 10 yıllık tahvil faizi de yüzde 4,68 ile son 15 yılın zirvesine yakın seyrediyor. Fransa’nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,56 ile son 12 yılın, İtalya’nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,93 ve Japonya’nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 0,87 ile son 10 yılın en yükseğinde bulunuyor. Özellikle ABD’de güçlü enflasyon endişelerinin devam etmesi ve makroekonomik verilerin ekonominin hala sıcak kalmayı sürdürdüğünü göstermesine dikkati çeken analistler, bu durumun tahvil piyasalarındaki satış baskısının başlıca sebebi konumunda olduğunu bildirdi. Analistler, para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed’in gelecek 3 toplantıda büyük ihtimalle politika faizini sabit bırakacağının öngörüldüğünü, buna karşın Fed Başkanı Jerome Powell’ın, geçen hafta gerekmesi halinde faiz oranlarını tekrar artırabileceğine yönelik açıklamalarının, yatırımcıları temkinli olmaya yönlendirdiğini kaydetti.
Kaynak: aa.com.tr

Yayın Komitesi
Prof.Dr.M.Başaran Öztürk (Komite Başkanı)
Prof.Dr.İlhan Küçükkaplan
Dr.Batuğhan Karaer
Doç.Dr.E.Savaş Başcı
Dr.Öğr.Üyesi Gizem Vergili